İkonik Koltuk Tasarımları: Tasarım Tarihinden 10 Örnek
İkonik koltuk tasarımları, Wassily Chair’den Sacco’ya modern mobilya tarihini değiştiren malzemeleri, fikirleri ve tasarımcıları bir araya getiriyor.
Bir koltuğu tasarım tarihinin kalıcı parçalarından birine dönüştüren tek bir özellik yok. Kolayca tanınan silueti, dönemi için yenilikçi malzemeleri ya da kullanıcıya sunduğu farklı oturma deneyimi bu sürecin parçaları olabilir. İkonik koltuk tasarımları, ortaya çıktıkları dönemde alışılmış çözümlerle yetinmeyerek mobilyanın sınırlarını yeniden tanımladı.
20. yüzyıl boyunca malzemelerde ve üretim tekniklerinde yaşanan değişim, koltukların biçimini de dönüştürdü. Bauhaus tasarımcıları çelik boruyu gündelik yaşamın içine taşırken modernist mimarlar koltukları tasarladıkları yapıların ayrılmaz bir parçası olarak ele aldı. Bükülmüş ahşap, kalıplanmış kontrplak ve fiberglasın ardından 1960’ların deneysel İtalyan tasarımları, sabit biçimli koltuk anlayışını sorguladı.
Bu seçki, Marcel Breuer’in 1925-26 tarihli Wassily Chair’inden 1968’de tasarlanan Sacco’ya uzanıyor. Çelik borudan polistiren taneciklere ilerleyen bu çizgi, kırk yılı aşkın sürede malzemenin, üretimin ve oturma alışkanlıklarının nasıl değiştiğini gösteriyor. Seçkideki tasarımların tamamı günümüzde yetkili üreticileri tarafından üretilmeye devam ediyor.
Wassily Chair – Marcel Breuer, 1925-26
Başlangıçta Model B3 adıyla bilinen Wassily Chair, krom kaplama çelik boru iskeleti ve deri ya da kanvas bantlarıyla klasik kulüp koltuğundan ayrılır. Marcel Breuer, Bauhaus Dessau yıllarında bisiklet kadrolarında kullanılan bükülmüş çelik borulardan ilham aldı. Böylece ağır döşemeli bir gövde yerine, oturma yüzeylerini taşıyan açık bir metal yapı ortaya çıktı.
Tasarım, 1960’ların başında İtalyan üretici Gavina tarafından yeniden üretime alındığında Wassily adını kazandı. Bu isim, Breuer’in Bauhaus’taki meslektaşı Wassily Kandinsky ile kurulan bağa dayanıyor. Günümüzde koltuk Knoll tarafından üretiliyor.
LC2 Grand Confort – Charlotte Perriand, Le Corbusier ve Pierre Jeanneret, 1928
LC2 Grand Confort, kalın deri minderleri çevreleyen ve saklanmak yerine açıkça sergilenen çelik boru çerçevesiyle tanınır. Charlotte Perriand, Le Corbusier ve Pierre Jeanneret’nin ortak çalışması olan tasarım, 1929’da Paris’teki Salon d’Automne’da ilk kez sergilendi.
Keskin hatlı metal yapı ile geniş ve davetkâr minderlerin birlikteliği, koltuğun temel karakterini oluşturur. Mimari bir çerçeve izlenimi veren LC2, aynı zamanda konforlu bir oturma alanı sunar. Tasarım bugün Cassina tarafından üretiliyor.
Barcelona Chair – Ludwig Mies van der Rohe ve Lilly Reich, 1929
Barcelona Chair’in çıkış noktası, 1929 Barselona Uluslararası Fuarı için hazırlanan Alman Pavyonu’dur. Ludwig Mies van der Rohe ve Lilly Reich tarafından tasarlanan koltukta X biçimli çelik iskelet, kapitoneli deri minderler ve çevresindeki boşluk birlikte düşünülür.
Tasarımın otellerde, galerilerde ve farklı iç mekânlarda sıkça görülmesi onu modern mobilyanın en tanınan örneklerinden biri hâline getirdi. Barcelona Chair, yalnızca biçimiyle değil, yerleştirildiği mimari alanla kurduğu ilişkiyle de öne çıkar. Üretimi Knoll tarafından sürdürülüyor.
Paimio Armchair 41 – Alvar Aalto, 1931-32
Alvar Aalto’nun Paimio Armchair 41 tasarımında bükülmüş huş ağacı iskelet ile kontrplak oturma yüzeyi, kesintisiz bir hareket duygusu yaratır. Koltuk, Finlandiya’daki Paimio Sanatoryumu için tasarlandı ve oturma açısı belirlenirken hastaların dinlenme ihtiyacı dikkate alındı.
Bu nedenle Paimio, yalnızca modernist estetiğin başarılı bir örneği olarak değil, kullanıcı deneyimini merkeze alan bir tasarım olarak da değerlendirilir. Koltuk günümüzde Artek tarafından üretiliyor.
Utrecht Armchair – Gerrit Rietveld, 1935
Gerrit Rietveld’in Utrecht Armchair’i, gövdeden dışarı doğru uzanan kalın kolçakları ve kontrast dikişleriyle kendine özgü bir siluete sahiptir. Tasarım, Amsterdam’daki Metz & Co. mağazası için seri üretime uygun olacak şekilde geliştirildi.
Köşeli çizgilerine rağmen tamamen döşemeli olan Utrecht, uzaktan grafik bir nesneyi andırırken yakından gerçek bir oturma konforu sunar. Üretimi Cassina tarafından devam ettiriliyor.
Womb Chair – Eero Saarinen, 1946; üretime giriş 1948
Eero Saarinen’in Womb Chair tasarımı, Florence Knoll’un içine kıvrılarak oturabileceği bir koltuk talebine yanıt olarak ortaya çıktı. Geniş fiberglas kabuk, kullanıcıyı tek bir pozisyona zorlamaz; yana dönmek, bacakları toplamak ya da geriye yaslanmak mümkündür.
Model 70 olarak da bilinen koltuk, dönemin daha dik ve kurallı oturma mobilyalarından kıvrımlı formuyla ayrılır. Metal ayaklar ve kumaş kaplı dolgu, bu rahat yaklaşımı destekler. Womb Chair’in üreticisi Knoll’dur.
Diamond Chair – Harry Bertoia, 1952
Harry Bertoia’nın Diamond Chair’i, kaynaklı çelik tel kafesin oluşturduğu elmas biçimli yapısıyla ışığı ve boşluğu tasarımın parçası hâline getirir. Koltuğun içi kapalı değildir; arkasındaki duvar görünmeye devam eder ve metal çizgiler bakış açısına göre değişir.
Bertoia’nın heykel pratiğiyle bağlantısı açıkça görülen tasarım, bir odada dikkat çekici bir varlık oluşturmasına rağmen mekânı ağırlaştırmaz. İsteğe bağlı minderi bulunan Diamond Chair, Knoll tarafından üretiliyor.
Eames Lounge Chair – Charles ve Ray Eames, 1956
Charles ve Ray Eames’in Eames Lounge Chair’i, geleneksel İngiliz kulüp koltuğunun rahatlığını modern üretim teknikleriyle yeniden yorumlar. Kalıplanmış kontrplak kabuklar, deri minderler ve döner alüminyum ayak, tasarımın temel unsurlarını oluşturur. Model 670, 671 numaralı pufla birlikte kullanılır.
Koltuk, savaş sonrası Amerikan tasarımının en bilinen örneklerinden biri hâline geldi. Fotoğraflarda, filmlerde ve farklı iç mekânlarda sıkça yer almasına rağmen tasarımın etkisi yalnızca tanınan siluetinden kaynaklanmaz. Ahşabın kıvrımı, minderlerin kabukla uyumu ve parçalar arasındaki denge, yakından bakıldığında belirginleşir. Üretim Kuzey Amerika’da Herman Miller, Avrupa ve diğer pazarlarda Vitra tarafından gerçekleştiriliyor.
Egg Chair – Arne Jacobsen, 1958
Arne Jacobsen, Egg Chair’i Kopenhag’daki SAS Royal Hotel’in lobisi ve resepsiyon alanı için tasarladı. Yüksek ve içe dönen sırtlık, ortak kullanım alanında oturan kişiye çevresinden kısmen ayrılabileceği daha korunaklı bir alan sunar.
Model 3316 olarak da bilinen koltuk, kalıplanmış kabuğu, kumaş ya da deri döşemesi ve döner alüminyum ayağıyla tanınır. Egg Chair’in biçimi, yalnızca bir yumurtayı andırdığı için değil, kalabalık bir mekândaki oturma deneyimini değiştirdiği için kalıcılaştı. Tasarımın üreticisi Fritz Hansen’dir.
Sacco – Piero Gatti, Cesare Paolini ve Franco Teodoro, 1968
Sacco, geleneksel bir koltukta bulunması beklenen sabit sırt, ayak ya da değişmez siluet fikrini terk eder. Piero Gatti, Cesare Paolini ve Franco Teodoro tarafından Zanotta için tasarlanan model, polistiren taneciklerle doldurulmuş deri ya da kumaş bir kılıftan oluşur.
Kullanıcı koltuğa oturduğunda form, bedenin ağırlığına göre yeniden şekillenir. Böylece tasarımcı tarafından belirlenmiş tek bir oturma pozisyonu yerine, her kullanımda farklılaşan bir deneyim ortaya çıkar. Sacco, 1960’ların deneysel İtalyan tasarımını temsil eden en güçlü örneklerden biridir.
Bir Koltuğu İkonik Yapan Nedir?
Bu 10 tasarım, ikonik olmanın yalnızca dikkat çekici bir görünüşe sahip olmak anlamına gelmediğini gösteriyor. Wassily Chair çelik borunun kullanım alanını değiştirirken Paimio, ahşabı ve oturma açısını yeni bir anlayışla bir araya getirdi. Womb Chair farklı oturma biçimlerine izin verdi; Sacco ise koltuğun son şeklini doğrudan kullanıcıya bıraktı.
Her tasarımın arkasında belirli bir üretim imkânı, mimari bağlam ya da dönemin yaşam biçimine yöneltilmiş bir soru bulunuyor. Paimio bir sanatoryumun, Egg bir otel lobisinin ihtiyaçlarından doğdu. Bugün farklı evlerde ve şehirlerde karşımıza çıksalar da ikonik koltuk tasarımları, ortaya çıktıkları dönemin ve mekânın izlerini taşımayı sürdürüyor.
Kapak görseli: Egg Chair









