Rose Première: Kelly Rutherford’dan dostluk kokusu
Rose Première parfümü, Kelly Rutherford ile Véronique Gabai’nin 15 yıllık dostluğunu, Güney Fransa güllerini ve kadın dayanışmasını bir araya getiriyor.
Oyuncu Kelly Rutherford ile tasarımcı Véronique Gabai, 15 yıllık dostluklarını Rose Première parfümüyle yeni bir anlatıya dönüştürdü. Güzelliğe, zanaatkârlığa ve Güney Fransa’nın yaşam kültürüne duydukları ortak ilgiden beslenen çalışma, iki farklı dünyanın samimi bir buluşması olarak öne çıkıyor.
İkili, New York’taki Lycée Français tarafından düzenlenen bir galada eş başkanlık yaptıkları dönemde tanıştı. Aralarındaki bağın zaman içinde güçlenmesinde, hayatı dolu dolu yaşama ve estetik değerlere yönelik ortak bakışlarının etkili olduğunu belirten Rutherford, parfümün yaratım sürecini birlikte deneyimlemenin kendisi için özel bir anlam taşıdığını ifade ediyor.
Rose Première’in oluşumunda Güney Fransa’nın önemli parfüm merkezlerinden Grasse da belirleyici bir rol oynadı. Rutherford ve Gabai, kokunun merkezinde yer alan Rose de Mai güllerini şafak vakti, aromalarının en yoğun olduğu anda kendileri topladı. Bu deneyim, parfümün yalnızca bir ürün değil, birlikte yaşanmış bir sürecin sonucu olmasını sağladı.
Rutherford, geçmişte hassas cildi nedeniyle fazla parfüm kullanmadığını ancak Gabai’nin doğal ve nazik içeriklerle çalışma biçimine güvendiğini anlatıyor. Başlangıçta yalnızca bir “eau de Rose” fikriyle yola çıkan ikili, farklı içerikleri değerlendirerek kişisel bir koku kompozisyonu oluşturdu. Gülün başrolde olduğu Rose Première, mandalina ve pralin notalarıyla modern, genç ve beklenmedik bir karakter kazanıyor.
Parfümün merkezindeki Rose de Mai, Rutherford için aşkı, saflığı ve çocukluk anılarını simgeliyor. Côte d’Azur’da yetişen bu çiçeğin, kendisi ve Gabai’nin ait hissettiği bölgeyle güçlü bir bağ taşıdığını söyleyen oyuncu, gül notasının parfümün kalbine yerleştirilmesini doğal bir tercih olarak değerlendiriyor.
Rutherford’a göre Rose Première, kadınlar arasındaki gerçek dostluğun ve dayanışmanın da bir ifadesi. Farklı kıtalarda ve hayatlarının çeşitli dönemlerinde birlikte büyüyen iki arkadaşın ilişkisi; kahkaha, dayanıklılık, nezaket ve sevgi üzerine kuruluyor. Bu nedenle parfüm, yalnızca bir koku değil, kadınların birbirine sunduğu iyilik ve umudun kutlaması olarak konumlanıyor.
Oyuncu, hayatındaki kararların merkezinde sevginin bulunduğunu vurguluyor. Çocuklarını yetiştirme biçiminden dostluklarına ve seçtiği işlere kadar pek çok alanın bu duyguyla şekillendiğini belirten Rutherford, Rose Première’in de aynı kaynaktan doğduğunu söylüyor.
Parfümün yaratım sürecine doğrudan katılan Rutherford, Grasse ziyaretinin ardından çok sayıda içeriği değerlendirdi ve beğendiği notaları belirledi. Gabai’nin hazırladığı farklı seçenekler arasından iki kokuyu öne çıkaran oyuncu, son kararı verirken çocuklarının görüşlerine de başvurdu. Çocukları, seçilen kokunun Rutherford’ın kişiliğini yansıttığını düşündü.
Rutherford için bir parfümün içeriği kadar hissettirdiği duygu da önem taşıyor. Hassas cildi nedeniyle içerik seçimine dikkat ettiğini belirten oyuncu, Rose Première’in doğal içeriklerden oluştuğunu ve pozitif bir enerji taşıdığını ifade ediyor.
Projeye eşlik eden Le Spritz kolyesi de parfümün duygusal anlatımını tamamlıyor. Rutherford, Gabai’nin koleksiyonundan seçilen kolyeyi koşulsuz sevgiyi simgeleyen pembe kuvarsla buluşturdu. Taşın yumuşak pembe tonları, Rose Première’in kalbindeki Rose de Mai’nin ruhuyla uyum sağlıyor.
Rutherford, Rose Première’i çocukluk anılarına uzanan duygusal bir bağ olarak tanımlıyor. Büyükbabasının gül bahçesiyle ilgilenmesini izlediği günleri hatırlatan bu çalışma, oyuncu için neşeli, ilham verici ve kalıcı bir anlam taşıyor. Aydınlık karakterini korurken hafızada iz bırakan parfüm, 15 yıllık dostluğun ve ortak üretimin kokusal bir karşılığına dönüşüyor.




