Güçlü Kadınların Farkındalığı: ‘Süper Kadın’ Sendromu
Güçlü kadınların ilişkilerdeki görünmeyen yükleri ve ‘süper kadın’ sendromunun etkileri üzerine uzman görüşleri.
Modern yaşamın karmaşası içinde kadınlar, kariyer hedefleri, toplumsal beklentiler ve aile sorumlulukları arasında sıkışmış hissedebiliyor. İş hayatında başarılı olma çabası, evde düzeni sağlama, sosyal ilişkileri sürdürme ve çocukların eğitim süreçlerini yönetme gibi yükler, birçok kadının ‘süper kadın’ rolünü üstlenmesine neden oluyor. Ancak bu görünmeyen kahramanlık, ilişkilerde ciddi duygusal yükler yaratabiliyor. Çift terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, kadınların ev içindeki sorumluluklarının sistemik teoride ‘görünmez emek’ olarak adlandırıldığını ve bu durumun ilişkilerde sessiz bir yıpranma sürecine yol açtığını belirtiyor.
Abudaram, kadınların yaşamındaki sorumlulukların büyük bir kısmının çocukluk döneminde şekillendiğini ifade ediyor. Aile içinde verilen roller, yetişkinlikte üstlenilecek sorumlulukların temelini oluşturuyor. Kadınlar, kariyerlerinde ilerlerken aynı zamanda ‘evde kalmama’, aile beklentilerini karşılama ve ilişkilerde mükemmel olma gibi görünmeyen baskılarla da mücadele ediyor. Evlilik sonrası, evin yönetimi —yemek yapma, alışveriş, temizlik, sosyal ilişkilerin düzenlenmesi ve çocukların okul süreçleri— çoğu zaman kadının üzerine yükleniyor. Bu durum, zamanla her şeye yetişebilen ‘mükemmel kadın’ beklentisini doğuruyor.
Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bu döngüdeki paradoksu da vurguluyor. Kadınlar, üzerlerindeki yoğun yükle yorgun düşerken, her şeyi yönetebilmenin gizli bir tatminini de yaşayabiliyor. Abudaram, bu durumu şöyle açıklıyor: ‘Kadınlar bu koşturma içinde yorulurken, bir yandan da her işe yetişebiliyor olmanın gizli hazzını yaşıyor. Ancak bu sendromun içinde kayboldukça, kendi benliklerinden uzaklaşmaya başlıyorlar. Kadının kendisinden uzaklaşması, eşiyle ve çocuklarıyla olan bağının duygusal olarak zayıflamasına yol açıyor. Sorumluluklar yerine getiriliyor olsa bile, sevgi, şefkat ve duygusal bağ zarar görebiliyor.’ Kadınların ilişkilerde en çok ihtiyaç duyduğu duygusal kaynaklar, sevgi, anlayış ve saygı. Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında, ‘süper kadın’ rolünü sürdürmek giderek zorlaşıyor. Uzmanlara göre, kadınların en büyük ihtiyacı, verdikleri emeğin gerçekten görülmesi ve takdir edilmesi.
Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bu görünmez yükün hafifletilmesi adına bazı önemli önerilerde bulunuyor. Öncelikle, kadınların evdeki emeklerinin görünür hale gelmesi ve partnerleri tarafından takdir edilmesi, ilişkinin duygusal dengesini güçlendiren en önemli adımlardan biri. Ayrıca, sorumlulukların paylaşılması, yükü azaltmanın yanı sıra ilişkide ortaklık duygusunu da pekiştiriyor. Kendine zaman ayırmanın lüks değil, bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Abudaram, kadınların kendi ihtiyaçlarına alan açmasının hem bireysel iyi oluşu hem de ilişki kalitesini artırdığını belirtiyor. Ebeveynliği yalnızca bir görev olarak görmek yerine, çocuklarla kurulan ilişkilerin oyun ve keyif üzerinden de beslenmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Uzman, kadınların ‘süper kadın’ rolünden çıkabilmesi için emeklerinin fark edildiği ve paylaşımın olduğu ilişkilerin önemine dikkat çekiyor. Çünkü bir kadının alabileceği en değerli hediye, yalnızca özel günlerde verilen çiçekler değil, verdiği emek kadar emek gördüğü ve olduğu haliyle kabul edildiği bir ilişkide var olabilmektir.




