İstanbul’da Bir Soygunun Tüm Ayrıntıları

İstanbul’da geçen bir soygun hikayesi, bomba imha operasyonu ve gerilim dolu anlar.

Londra’daki bir inşaat alanında gerçekleştirilen çalışmalarda, 2. Dünya Savaşı’na ait patlamamış bir bomba ortaya çıkar. Bu durum, güvenlik güçlerini hemen harekete geçirir. Askeri bomba uzmanı Binbaşı Will ve ekibi, bombayı etkisiz hale getirmek için hazırlıklara başlar. Aynı zamanda, yerel polis şefi Zuzana, inşaat çevresindeki evlerin güvenli bir şekilde tahliye edilmesi için gerekli önlemleri alır. Bu sırada, Karalis adlı genç bir adam liderliğindeki bir hırsız çetesi, elektrik kesintisi ve çevredeki sakinliğin avantajını kullanarak bir bankaya girer ve değerli işlenmemiş elmaslar da dahil olmak üzere büyük bir soygun gerçekleştirir. Bu süreçte, tahliye edilen banka binasında yaşayan ve uçuşlarını kaçırmaktan endişe duyan bir göçmen ailesinin hikayesi de izleyiciye sunulur.

Bu üç ayrı hikaye, gerilim dolu bir atmosfer yaratırken, olayların gelişimi beklenmedik yönlere doğru ilerler. Ne bomba imha ekibi, ne soyguncular ne de göçmen aile, istedikleri sonuçlara ulaşamaz. Bu belirsizlik, belki de senaryonun en önemli unsurlarından biridir.

Geçtiğimiz ay İstanbul Film Festivali’nde gösterilen film, yönetmen David Mackenzie’nin Oscar adayı yapımlarından biri olarak dikkat çekiyor. Mackenzie, “İki Eli Kanda” gibi başarılı filmleriyle tanınırken, “Fünye” adlı eserinde de benzer bir gerilim yaratmayı başarmış. Özellikle hikayenin bomba mahallinden uzaklaşana kadar olan bölümü, yüksek bir gerilim hattı sunuyor. Karakterler tam olarak tanınmasa da, hikayenin gerilimi izleyiciyi sürekli tetikte tutuyor. Soygun sahneleri ise eski klasik soygun filmlerini hatırlatıyor.

Mackenzie’nin kurduğu atmosfer ve sahne düzenlemeleri oldukça etkileyici. Ancak, senarist Ben Hopkins’in senaryosunda bazı eksiklikler mevcut. Hopkins, Türk sinema sektöründe de tanınan bir isim ve daha önce Türk oyuncularla çalıştığı projelerle dikkat çekmişti. “Fünye”, derin karakterler yerine yanıltıcı gelişmelerle ilerleyen bir senaryo sunuyor. Bu durum, izleyicinin olaylarla duygusal bir bağ kurmasını zorlaştırıyor. Filmde kimin tarafında durmamız gerektiği konusunda net bir yönlendirme yapılmıyor.

Filmde dikkat çeken unsurlardan biri, bomba imha ekibinin sahnelerindeki oyunculuk performansları. Özellikle Aaron Taylor-Johnson’un canlandırdığı karakter, izleyicinin ilgisini çekiyor. Ancak, soyguncu çetesi lideri Karalis’i oynayan Theo James, daha sıradan bir performans sergiliyor. Ayrıca, Sam Worthington gibi tanınmış bir oyuncunun, burada neredeyse figüran gibi kullanılması dikkat çekici. Filmin İstanbul’da geçmesi, bazı sahnelerin ilgi çekici olmasını sağlasa da, bu sahnelerdeki karakterlerin çoğu yerel halktan ziyade yabancı figüranlardan oluşuyor. Bu durum, izleyicilerden eleştiriler alıyor.

İstanbul Film Festivali’ndeki gösterim sonrası bir izleyici, bu sahnelerin İstanbul’un gerçek yüzünü yansıtmadığını belirtti. Festivalde jüri üyeliği yapan Mackenzie, bu eleştiriyi kabul ederek İstanbul’a bir film daha borçlu olduğunu ifade etti. Gelecek dönemde Mackenzie’nin İstanbul’da yeni bir projeye imza atıp atmayacağı merak konusu.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu