İstanbul’da Küresel Sürdürülebilir Mimarlık Ödülü Sahiplerini Buldu
Küresel Sürdürülebilir Mimarlık Ödülü, İstanbul’da düzenlenen sempozyumla sahiplerini buldu. Mimarlıkta dönüşüm teması öne çıktı.
UNESCO’nun desteklediği ve Saint-Gobain’in resmi ortaklığıyla gerçekleştirilen Küresel Sürdürülebilir Mimarlık Ödülü, bu yıl 15 Nisan tarihinde İstanbul’da, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde (MSGSÜ) düzenlendi. Ödül töreninin yanı sıra, bu yılki sempozyumun teması “Mimarlık Dönüşümdür” olarak belirlendi.
Sempozyum öncesinde İstanbul Modern’de gerçekleştirilen basın toplantısında, Küresel Sürdürülebilir Mimarlık Ödülü Programı’nın Kurucu Başkanı Prof. Dr. Jana Revedin ile ödül kazanan mimarlar yer aldı. Toplantıya katılan mimarlar arasında, ZSYZ kurucusu Ye Man (Çin), H&P Architects kurucu ortağı Doan Thanh Ha (Vietnam), Taller Capital kurucuları Loreta Castro Reguera ve José Pablo Ambrosi (Meksika) ile peyzaj mimarı Andreas Kipar (Almanya/İtalya) bulunuyordu. Ayrıca, Fransa’da projeleriyle ödül kazanan Amelia Tavella da toplantıya çevrimiçi olarak katıldı. Ödül kazanan projelerin ortak özelliği, doğal malzemeler kullanarak insanların doğayla iç içe yaşayabileceği, pozitif enerji yayan yapılar ve alanlar yaratmaktı.
Prof. Dr. Revedin, “Mimarlık dönüşümdür” temasının İstanbul’un çok katmanlı yapısıyla örtüştüğünü belirterek, “Bu yıl MSGSÜ ev sahipliğinde İstanbul’dayız. Normalde ödül sahiplerini Venedik Bienali’nde ağırlıyoruz. Ancak bu kez akademik ortaklarımızla İstanbul’da buluşmayı tercih ettik. Ödül sahiplerimizin İstanbul’a gelmekten büyük heyecan duyduğunu görüyorum ve burada olmaktan mutluyuz,” dedi.
Gelecek yılın teması ise dünyadaki siyasi gelişmeler ve savaşlar nedeniyle “Mimarlık Eşitliktir” olarak belirlendi. Prof. Dr. Revedin, programın amacını şu sözlerle ifade etti: “Cesaret etmek; uzun yıllardır süregelen paradigmaları sorgulayıp sürdürülebilir değişimler yaratmaya cesaret etmek demektir. Bu bilgiyi paylaşmak, mimarlar ve tasarımcılar arasında iletişim kurmak son derece önemlidir. Farklı kuşaklardan ve kültürlerden geliyoruz, bu nedenle birbirimize destek olabilmek kıymetlidir.”
Alman mimar Andreas Kipar ise İstanbul’un geleceği hakkında görüşlerini paylaştı. Kipar, “İstanbul, sıradan bir şehir değil, bir megakent. Bu nedenle çok özel. Ancak karşılaştığımız zorluklara odaklanmak gerekiyor. İklim uyumu, kamusal alanlara erişim ve kıyı alanları gibi konular üzerinde durmalıyız. Kıyı alanları, farklı parçaları yeniden bağlamak için önemli unsurlardan biridir. Bu süreç, büyük bir fikirle başlamalı ve küçük projelerle desteklenmelidir. Bu projelerin hepsi bir senfoni gibi uyum içinde olmalıdır,” dedi. Kipar, bu tür projelerin gelecekte doğaya uyumlu şehirler kurmak için önemli olduğunu vurguladı.




