Everest’te Yas ve Kaybın Derin Hikayesi: ‘Tanrıların Tahtında’

Gülsel Ceren Güneş’in ‘Tanrıların Tahtında’ romanı, Everest’te kayıplar ve yas üzerine derin bir yolculuk sunuyor.

Yazar Gülsel Ceren Güneş’in son romanı ‘Tanrıların Tahtında’, Toros Yayınları tarafından yayımlandı. Roman, Everest’in zorlu ve dondurucu zirvelerinde geçerken, yalnızca bir dağ tırmanışını değil, tamamlanmamış bir yas sürecini ve kayıplarla yüzleşmeyi derinlemesine ele alıyor.

Hikayenin merkezinde, 1999 Marmara Depremi’nde ailesini kaybeden Tomris yer alıyor. Yıllar sonra, bu kez Everest’te hayatını kaybeden eşi Deniz’in cesedini bulmak için dünyanın en zorlu coğrafyalarından birine doğru yola çıkan Tomris, bu süreçte fiziksel ve psikolojik bir mücadele veriyor.

Tomris, yaklaşık 8 bin metre yükseklikte, Boeing 737 uçaklarının seyir irtifasına yakın bir noktada, eksi 60 derece soğukta beş yıldır bekleyen eşinin bedenine ulaşmaya çalışırken, geçmişte tamamlayamadığı veda anları ve yıllardır taşıdığı suçluluk duygusuyla yeniden yüzleşiyor. Roman, okuyucuyu yalnızca Everest’in ölümcül koşullarıyla değil, yasın görünmeyen katmanlarıyla da karşı karşıya getiriyor.

İki yılı aşkın bir araştırma sürecinin ardından kaleme alınan bu eserde, yüksek irtifa dağcılığına dair teknik detaylar, Şerpa kültürü ve Himalayalar’ın kadim inançları güçlü bir atmosferle kurgulanıyor. Eser, dağcılık anlatılarında sıkça rastlanan ‘zirveyi fethetme’ anlayışını sorgularken, doğayla daha şefkatli ve eşitlikçi bir ilişki kurma çabasını ön plana çıkarıyor.

Şerpaların Everest’i kutsal bir varlık olarak gördüğü romanda, Nepal’de dağ turizmiyle geçinen Şerpaların yaşam mücadelesi de önemli bir tema oluşturuyor. Böylece ‘Tanrıların Tahtında’, bireysel bir yas hikayesinin ötesine geçerek doğa, vicdan ve insan ilişkisine dair güçlü bir anlatı sunuyor.

TOMRİS’İN YAŞADIĞI ÇARESİZLİK

Romanın dikkat çekici bölümlerinden birinde Tomris’in çaresizliği şu sözlerle ifade ediliyor:

“Başkalarının kocaları ölünce mermer taşların altındaki cesedinin içinden çiçekler açar. Onun kocasınınki öyle değil; Boeing 737 uçaklarının uçuş yüksekliğinin biraz altında bir yerde, eksi altmış derece soğukta yatıyor. Beş senedir.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu