Jingdezhen: Dünyanın Porselen Başkenti ve Keşfedilecek Yerler
Jingdezhen, porselenin kalbi olarak bilinen bir şehir. Melis Buyruk, bu eşsiz deneyimi ve gezilecek yerleri paylaşıyor.
Çin’in Jiangxi eyaletinde yer alan Jingdezhen, yüzyıllardır porselen üretiminin başkenti olarak tanınmaktadır. Sanatçı Melis Buyruk, Taoxichuan Ceramic Art Center’ın daveti üzerine iki ay boyunca bu şehirde kalarak, porselenin günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olduğu üretim kültürünü yakından deneyimleme fırsatı buldu.
Jingdezhen’e ilk adım attığımda, beni en çok etkileyen unsurlar arasında müzeler veya tarihi yapılar değil, porselenin günlük yaşamla iç içe geçmiş hali oldu. Şehirde yürürken, sokaklarda el arabalarıyla taşınan dev porselen küpler, apartmanların arasında çalışan küçük fırınlar ve her türlü çamuru, pigmenti ve üretim malzemesini bulmanın kolaylığı, burada porselenin sadece bir malzeme değil, yaşamın kendisi olduğunu hissettirdi. Bu ölçekte bir porselen ekosistemini başka hiçbir yerde görmemiştim.
Son yıllarda Jingdezhen, yalnızca porselen ve seramik ustalarının değil, aynı zamanda çağdaş sanatçıların da ilgisini çeken bir merkez haline geldi. Dünyanın dört bir yanından sanatçılar, yerel ustalarla birlikte çalışmak ve bu yüzyıllık teknik bilgiyi kullanarak üretim yapmak için buraya akın ediyor. Ai Weiwei’nin Tate Modern’de sergilenen Sunflower Seeds enstalasyonu, bu durumun en bilinen örneklerinden biri. Jingdezhen’deki ustalar tarafından üretilen milyonlarca el yapımı porselen ay çekirdeği, bu geleneğin ne denli güçlü olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Jeff Koons’un da burada bir cam atölyesinde çalıştığına dair paylaşımlar, şehrin yalnızca porselen tarihiyle anılmadığını, aynı zamanda çağdaş sanatın da canlı bir üretim merkezi haline geldiğini ortaya koyuyor.
Jingdezhen’de geçirdiğim süre boyunca porselene bakış açım köklü bir değişim yaşadı. Üniversiteden beri porselen, zor bir malzeme olarak tanıtılmıştı; çatlayan işler, eğilen formlar ve fırında kaybedilen emekler, üretimin kaçınılmaz bir parçası olarak görülüyordu. Ancak burada, aslında sınırların çoğunun malzemenin kendisinden değil, yeterli deneyim eksikliğinden kaynaklandığını fark ettim. Şehirdeki güçlü teknik birikim, yıllardır “olmaz” dediğimiz birçok şeyin aslında mümkün olduğunu gösteriyor. Yüzlerce yıllık bilgi, hâlâ günlük üretimin içinde yaşamaya devam ediyor. Bu nedenle Jingdezhen’de üretim yaparken, teknik sorunlarla değil, fikirlerle ilgilenebiliyorsunuz.
Residency süresince, kariyerimin ilk geleneksel vazo formlarını üretme fırsatı buldum. Yerel jade porseleni ile çalışma şansı, fırından çıkan beyazın tonunun daha önce kullandığım hiçbir porselene benzemediğini görmek, bu deneyimin ne denli özel olduğunu ortaya koydu.
Jingdezhen, dünyanın dört bir yanından sanatçıların aynı sokaklarda üretim yaptığı, ustaların yüzyıllardır aktarılan bilgiyi günlük hayatın içinde yaşattığı bir şehir. Burada fikirlerin ve tekniklerin sürekli paylaşıldığı bir atmosfer var. Bu durum, Jingdezhen’i sadece dünyanın porselen başkenti değil, aynı zamanda porselenin hâlâ yaşayan hafızası haline getiriyor.
Jingdezhen’i ziyaret etmek için seramikle uğraşmak zorunda değilsiniz. Bu şehir, yaklaşık 1.700 yıldır porselen üretiyor. Ancak beni en çok etkileyen şey, sokaklarda bile üretimin hayatın bir parçası olmaya devam ettiğini görmek oldu. Bir dükkânın önünde porselen zımparalayan bir işçi, bisikletinin arkasında onlarca vazo taşıyan bir adam veya kaldırımda çalışan küçük bir atölye, şehrin canlı üretim kültürünü gözler önüne seriyor.
Jingdezhen’de yapılacak birçok şey var. Öncelikle, Taoxichuan Ceramic Art Center’ı ziyaret etmenizi öneririm. Burada geçirdiğiniz her saat, yeni keşifler ve deneyimler sunuyor. Ayrıca, Gan mutfağını denemek için Nishang restoranını tercih edebilirsiniz. Burada, bölgenin zengin lezzetlerini tadabilir, atmosferin keyfini çıkarabilirsiniz. Sculpture Porcelain Factory, el yapımı porselen almak isteyenler için ideal bir yerken, Ghost Market, antik porselen parçalarını bulabileceğiniz eşsiz bir pazar. Imperial Kiln Museum, porselenin Çin kültüründeki yerini anlamanızı sağlarken, Yaoli ve Sanbao gibi yerler, doğayla iç içe bir deneyim sunuyor. Akşamları ise Voilà bar, şehrin samimi atmosferinde dinlenmek için harika bir seçenek.




