Travmatik Olaylar Karşısında Psikolojik Dengeyi Sağlamak
Savaş ve afet haberleri karşısında kaçınma davranışının ruh sağlığı üzerindeki etkileri ve dengeyi sağlama yolları.
Son zamanlarda savaş, deprem ve çeşitli afetlerle ilgili haberlerin sürekli gündemde olduğu bir dönemde, birçok birey bilinçli veya bilinçsiz olarak “kaçınma” davranışı sergilemekte. Televizyonu kapatma, sosyal medyada ilgili içerikleri geçme veya bu konular açıldığında sohbeti değiştirme gibi eylemlerle kendimizi korumaya çalışıyoruz. Ancak bu yaklaşım gerçekten koruyucu mu?
Bazen sadece iyi hissetmek adına haber akışını susturmak istiyoruz. Ekranı kapatmak, sosyal medyada kaydırmak ve o ağır görüntülerden uzak durmak, dünya üzerindeki gürültü ve acıdan kaçış arayışımızın bir parçası. Savaşlar, depremler ve afetler, doğrudan yaşamıyor olsak bile içsel bir etki yaratıyor. Bu noktada devreye “kaçınma” giriyor; bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde kendimizi korumak için uzaklaşıyoruz. Ancak uzmanlar, bu mesafenin her zaman iyileştirici olmayabileceğini belirtiyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikologu Uluğ Çağrı Beyaz, travmatik olaylardan kaçınmanın başlangıçta bir savunma mekanizması olduğunu ancak uzun vadede duygusal yüzleşmeyi erteleyebileceğini ifade ediyor. Kaçınma davranışı, rahatsız edici bir olay sonrası hızlı bir rahatlama ihtiyacıyla ortaya çıkan, bazen bilinçli bazen de bilinçsiz bir uzaklaşma tepkisi olarak tanımlanıyor. Beyaz’a göre bu davranış üç biçimde kendini gösteriyor: bilişsel kaçınma (belirli konular üzerine düşünmemek), duygusal kaçınma (bazı duyguları hissetmemeye çalışmak) ve bağlamsal kaçınma (olayı hatırlatan ortamlardan ve içeriklerden uzak durmak). Empati, korku, geçmiş travmalar ve kontrol ihtiyacı da bu davranışın temel nedenleri arasında yer alıyor. Ancak kendimizi korumaya çalışırken aslında neyi ertelediğimizi sorgulamak gerekiyor. Ruh sağlığımız için doğru denge nerede başlıyor?
Launchmetrics Spotlight
Görsel ve işitsel medya aracılığıyla sunulan savaş ve afet görüntüleri, korku ve kaygıyı artırabiliyor. Travmatik görüntülere sürekli maruz kalmak, kişi doğrudan etkilenmemiş olsa bile stres seviyesini yükseltebiliyor. Bu nedenle birçok birey, kendini korumak adına haberlerden tamamen uzaklaşmayı tercih ediyor. Ancak uzmanlar, bu stratejinin uzun vadede duygusal iyileşmeyi geciktirebileceğini vurguluyor. Kaçınma, aslında bir savunma mekanizmasıdır; kişi, duygusal dengeyi korumak ve anksiyeteyi azaltmak amacıyla bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde uzaklaşmayı seçebiliyor. Ancak Beyaz’ın belirttiği önemli bir nokta var: “Sürekli görmezden gelmek, olayın yarattığı duygusal etkilerle yüzleşmeyi ve gerektiğinde destek aramayı ertelemek anlamına gelebiliyor. Travmatik olaylar, dünyaya dair güven hissini zedeleyebiliyor. Haberlerden uzak durmak, bazı kişiler için ‘kontrolü yeniden kazanma’ çabası olarak algılanabilir. Bilgi akışını kesmek, geçici bir güven hissi yaratıyor. Ancak bu durum, kişinin içsel kaygısını ortadan kaldırmıyor; yalnızca erteliyor.”
Uzmanlara göre travmatik olaylardan tamamen kopmak ya da sürekli maruz kalmak sağlıklı bir yaklaşım değil. Ruh sağlığında denge, kişinin duygusal sınırlarını tanıması, gerektiğinde içerikten uzaklaşması ancak tamamen izole olmaması anlamına geliyor. Belirli bir ölçüde bilgi sahibi olmak, empati geliştirmeyi, bilinçlenmeyi ve yardım etme motivasyonunu artırabiliyor. Kaçınma, başlangıçta koruyucu bir refleks olabilir. Ancak uzun vadede iyileşmenin yolu, duygularla temas kurmak, gerektiğinde destek almak ve bilinçli bir medya tüketimi geliştirmekten geçiyor. Travmatik gündemden uzaklaşmak bir zayıflık değil; ancak tamamen kaçmak da bir çözüm değil. Ruh sağlığı açısından önemli olan, kişinin kendi sınırlarını tanıdığı bir denge kurabilmesidir.




