Yasemin Manavbaşı: Duygusal Bulaşma İş Yerinde Verimliliği Etkiliyor
Yasemin Manavbaşı, duygusal bulaşmanın iş yerindeki etkilerini ve yöneticilerin rolünü vurguladı.
İş yerlerinde sıklıkla göz ardı edilen ve üzerine pek de konuşulmayan bir olgu, çalışanların performansını doğrudan etkileyen duygusal bulaşmadır. Duygusal bulaşma, bir bireyin hislerini ve duygularını başkalarına aktararak benzer duygular yaratması olarak tanımlanıyor. Kurumsal eğitmen Yasemin Manavbaşı, bu durumun her gün iş yerlerinde farkında olmadan yaşandığını belirtiyor. Özellikle yöneticilerin ses tonu, beden dili, mimikleri ve kelime seçimleri, toplantı odalarına ve koridorlara yaydıkları duygularla ortamın atmosferini belirliyor.
Yasemin Manavbaşı, yöneticilerin ruh sağlığının çalışanlar üzerindeki etkisinin oldukça yüksek olduğunu vurguladı. Uluslararası bir araştırmaya göre, çalışanların %69’u yöneticilerinin zihinsel sağlıklarının kendi ruh hallerini etkilediğini ifade ediyor. Bu oran, doktorların (%51) ve terapistlerin (%41) etkisinden daha fazla. Araştırma ayrıca, çalışanların %80’inin iyi bir zihinsel sağlığı yüksek maaşa tercih ettiğini ve her iki çalışandan birinin iş yerinin ruhsal iyilik halini yeterince desteklemediğini düşündüğünü gösteriyor.
Dr. Manavbaşı, yüksek statüdeki yöneticilerin duygusal sinyallerinin daha belirgin hale geldiğini ve stresli bir yöneticinin, farkında olmadan çalışma ortamına gerilim taşıyabileceğini belirtti. Bununla birlikte, duygusal dayanıklılık gösterebilen bir yöneticinin ekibe güven aşılayabileceğini, belirsizliği azaltabileceğini ve çalışanların daha odaklı bir şekilde çalışmalarını sağlayabileceğini de ekledi. İş stresinin ev yaşamına ve ilişkilere olumsuz etkileri olduğunu belirten Manavbaşı, yöneticilerin ruh hallerine ve davranışlarına dikkat etmelerinin önemine vurgu yaptı.
Bu bağlamda, Yasemin Manavbaşı, geliştirdiği Lider Dayanıklılığı Programı’nın sahada büyük ilgi gördüğünü ifade etti. Program, özellikle orta kademe yöneticiler ve genel müdür yardımcıları gibi üst düzey yöneticilerin yüksek baskı altında duygusal ve zihinsel dayanıklılıklarını artırmayı hedefliyor. Bu programı uygulayan yöneticilerin, stresli iş yaşamında psikolojik dengelerini korumakta daha başarılı olduklarını ve ekiplerinde güven ile verimlilik sağlayan bir atmosfer oluşturduklarını belirtti.
Manavbaşı, programın içeriğini koçluk, nörobilim temelli bilgi paylaşımı ve iş hayatına entegre edilebilecek mikro alışkanlıklar olarak tanımladı. Yöneticilerin duygusal iklim taşıyıcılığı rolünü güçlendirirken, günlük hayatta uygulanabilir alışkanlıklarla sürdürülebilir bir dönüşüm sağlamayı amaçladıklarını söyledi. Son olarak, liderliğin sadece en yüksek ses olmak değil, sinir sistemini en iyi şekilde düzenleyebilen kişi olabilmek olduğunu belirten Manavbaşı, duygusal bulaşmayı yönetebilen yöneticilerin ekiplerinin odaklanmasını, karar kalitesini ve iş sonuçlarını iyileştirdiğini ifade etti.




